Ayrılığın Tadı Yok
Bir buruktur akşam üstleri artık bende
Sensizliğin buğusu çökmüş hüzün dolu akşamlara
Son saniyesine kadar beklediğim birisi yok artık
Bu şehrin sokaklarına karanlık çöktü ansızın
Perşembe günleri halk günü olmaktan çıktı artık
Baş rollerinde sen yoksun izlenecek filmlerin
Figüranlar kahvehanesinden çağrılmış bir delikanlı var
Başrol oyuncusu olmayan, boş koltuklara oynayan filmlerde
Sabahları koştura koştura gidip poğaça almak yok
Saçı sana benzeyen herkesi sen sanmak yok
Beklediğim durak başka, duraktakiler yabancı
Duraklarda beklemenin adı, ayrılığın tadı yok
Geceler mi çok uzun geliyor uykusuz gözlerime
Yoksa ben nerde yanlış yaptım diye çok mu abartıyorum
Elbirliğiyle yıkılan hayaller benimmiş oysa
Kaderde sana bu kadar yabancı olmak da varmış
Beş dakika fazla vakit geçirsem diye uğraşırken seninle
Şimdi senle aramızda derin uçurumlar var
Kim haklı, kim suçlu bilinmez amma bu hikayede
Sana layık olmayan bir ben, bir de sen var
Bir dilencinin prensese sevdası böyle bitecekti elbet
Yıkık ve perişan halimle yüreğinde yerim olamazdı
Tamirci çırağının romanındaki hayalimdin oysa
Düşlerinden zorla uyandırılan bir çocuğum şimdi…
Hayat akmaya devam eder, kalmaz yerinde
Sen beni çoktan unuttun, maziye gömdün belki de
Ben kendini arayan adamım şimdi bu şehirde
Vazgeçmiş, tükenmiş ve kendi halinde…

Yorum yapmak ister misiniz?!