Bölümler Menüsü
TwitterRssFacebook
Categories Menu

MEŞHUR NASRETTİN HOCA FIKRALARI

MEŞHUR NASRETTİN HOCA FIKRALARI… Nasrettin Hoca Fıkraları… Kazan doğurdu fıkrası… İçinde ben de vardım fıkrası… Yorgan gitti kavga bitti fıkrası… Parayı veren düdüğü çalar fıkrası… Nasrettin Hocadan seçme fıkralar…

İPE UN SERMEK
 
Nasreddin Hoca, münasebetsiz komşusunun hemen her gün olur olmaz bir şeyler istemesinden bıkmış.
Komşu bir gün çamaşır ipi isteyince:
- Veremem, demiş, ipe un serdim.
- Aman Hoca, ipe un serilir mi?
- Adamın vermeye niyeti olmayınca ipe de un serer, demiş…
 
İNANMAZSANIZ ÖLÇÜN
 
Çevreden bir grup insan,Hoca'yı çevirmişler.Hocam size bir sorumuz var demişler ve anlatmışlar:Hocam dünyanın ortası neresi? 
Hoca,beş on adım ilerlemiş,bastonunu yere saplamış.
Dünyanın ortası burasıdır demiş.
Şaşkın şaşkın bakan cahiller,Nasıl olur Hocam ??derler.
Hocam'da: İnanmazsanız ölçün...der.
 
İÇİNDE BEN DE VARDIM
 
Hoca bir gün arkadaşıyla konuşuyormuş arkadaşı demiş ki: 
- "Ya hocam dün sizin evden bir ses çıktı. Neydi o?" 
Hoca: - "Hiç sadece hanımla biraz tartıştık, kavuğum merdivenlerden yuvarlandı", demiş. 
Arkadaşı: -"Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çıkar mı?", demiş.
Hoca da: -"Ya anlasana içinde ben de vardım", demiş.
 
KAZAN DOĞURDU
 
Bir gün Nasrettin Hoca komşusundan kazan istemiş. Komşusu da vermiş.Hoca da  iki gün sonra kapısına gelen komşusuna kazanı ve içindeki küçük kazanı verir.Komşusu sorar
- "Ya Hocam bu nedir? "
Hoca: " Sizin kazan doğurdu ", demiş. 
Hoca  bir gün bir daha gider istemeye komşu hemen verir. Ve bir kaç gün sonra  komşu Nasrettin Hocaya gidip yine ister. Hocanın yüzü eğik bir vaziyette kapıyı açar. Komşu hemen  kazanı ister
Hoca: " Allah rahmet eğlesin sizin kazan öldü ", demiş. 
Komşusu " Hocam yalan söylüyorsun, hiç kazan ölür mü ", demiş. 
Hoca: "Sen kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyosun ", demiş. 
 

BAL İLE SİRKE

Bir gün Nasrettin Hoca’ya
– Hocam bal ile sirke uyuşmaz derler, derler.
– Nasıl uyumasın der? der ve gider yarım okka bal yer yarım okkada sirke içer.

Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar.
– Bal ile sirke birbiri ile anlaşamadı değil mi?
Hoca hiç mertliği elden bırakmaz.
– Yoo, onlar anlaştılar anlaşmasına da şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar
.

 
 

ÇÖMLEK HESABI

Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre
zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan’da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı. On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar. Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan’ın kaçı olduğunu öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.

Hoca’nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca’ya küçük bir şaka yapmak ister. Bir gün gizlice Hoca’nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır. Sonra doğruca Hoca’nın yanına gider ve sorar:

– Hocam, bugün Ramazan’ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara

varamadık. Bana Hoca’ya gir danış. O bilir, dediler.

Hoca:
– Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca., çömleğin yanına gider. İçindeki taşları
saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
– Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz! diye söylenir. Soru soran adamın yanına geri gelir:
– Bugün Ramazan’ın altmış ikisi der. Adam:

– Aman Hocam! Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi? Hoca:
– Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim. Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan’ın yüz yirmi dördü idi.

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

Nasreddin Hoca bir gün pazara gidiyormuş. Çocuklar hocanın etrafını sarmışlar. Hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar. Kimisi “Hoca bana çakı al!”, kimisi “Hocam bana şeker getir!”, kimisi “Hocam bana düdük al!” diye bağırıp dururken, çocuğun biri cebinden bir on kurus çıkarmış “Hocam, bana lütfen bir düdük alabilir misiniz acaba? Size zahmet olacak ama…” demiş. Nasreddin Hoca on kurusu almış, kuşağına sokmuş, yola düzülmüş. Akşam olmuş, Hoca öteberisini almış, pazardan dönerken çocuklar yine etrafını sarmışlar, “Hocam benim çakı nerede?”, “Hocam benim şekeri aldın mı?” derken Hoca elini kuşağına atmiş, bir düdük çıkarmış ve “Parayı veren düdüğü çalar” demiş.

YORGAN GİTTİ KAVGA BİTTİ

Hoca bir gece yarısı kapısının önünde bir kavga gürültü duyar, yataktan kalkar karısına seslenir:

-Hanım kalk, şu mumu yakta çıkıp bir bakayım dışarıda neler oluyor.

Karısı onu önlemek istemiş.

-Gece yarısı nene gerek, karışma sen!

-Olur mu hanım! Bu patırtı gürültüde uyunur mu?

Gerçekten kapı önünde bağırıp çağırmalar uzayıp gitmekte imiş, kadın kalkıp mumu yakmış. Hoca hava buz gibi olduğu için yorganı sırtına alıp aşağıya inmiş. Kapı önünde toplananlara:

-Ne oluyor burada?

Diye sormuş, daha ne olduğunu anlamaya kalmadan adamın biri karanlıkta hocanın sırtından yorganı aldığı gibi ortalardan kaybolmuş. Hoca uyku sersemi büsbütün şaşırmış. Zaten kavgada bitmiş, herkes dağılmaya başlamış. Hoca, hırsıza kaptırdığı yorganına üzüle üzüle, soğuktan büzüle büzüle yukarıya çıkmış. Onu merakla bekleyen karısı:

-Neymiş o gürültüler, kavganın nedenini anlayabildin mi? deyince hoca, düşünceli düşünceli şu cevabı vermiş:

-Ne olacak, kavga bizim yorgan içinmiş. Yorgan gitti kavga bitti! demiş

BEŞ KURUŞ

Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere düşecek. Hoca hiddetle,
-Ne cüretle vuruyorsun!
Genç adam, biraz ukala bir tavırla, kısaca özür diler. Küçük bir hata yaptığını, Hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. Ayrıca, Hoca’nın küçük bir tepeyi dağ haline getirdiğini belirtir.
Bunun üzerine, Hoca’yı mahkemeye gitmekten başka hiçbir şey tatmin etmez. Hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur. Kadıya giderler.
Kadı her iki tarafı da dinler. Ancak kadı genç adamın arkadaşı olduğundan, onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken, Hoca’yı da yumuşatmaya çalışır.
-Hoca, hislerini anlıyorum. Herkes aynı şeyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin.
Hoca bununla tatmin olmaz, ısrar eder mahkeme yapılsın der.
Bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner.
Hoca, genç adamın dönmesini bekler. Bir saat geçer, iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, Hoca kadının, en meşgul bir anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler,
-Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim.
Gelirse söyle ona, 5 kurusu sana versin

,en bilinen nasrettin hoca fıkraları, ünlü nasreddin hoca fıkraları, meşhur nasrettin hoca fıkraları, nasreddin hoca kazan doğurdu oyunu oyna, nasrettin hocanın meşhur fıkraları 12 Mart 2008 5.927 okunma

Facebook Sayfası

6 Yorum Yapılmış

  1. bu nasrettin hoca bizim fıkra kitabımız
    bu sitede eğlenceli fıkralar var

  2. bu fıkra çoooooooooooook güzellll

  3. merhaba ayşe ve kübra size katılıyorum…bu fıkralar çok güzellllll

  4. ben nasrettin hoca nın fıkralarına hayranim ya komik ya okumaktan sevk alıyorum 3 kelime il süperrr süperrr süperrr MÜKEMMELL
    HOŞÇAKALIN BYY

  5. BU FIKRALAR ÇOOK GÜZELL

  6. BURDA ÇOOK GÜZEL FIKRALAR VAR ÇOOK BEYENDİM